30 Aralık 2009 Çarşamba

Bebeğiniz Kime Benzeyecek :)

2 yorum
Eğer yeni evliyseniz ve henüz bebeğiniz yoksa gelecekte doğacak bebeğinizin hanginize ne kadar benzeyeceğini görmek ister misiniz? :) www.morphthing.com adresinden kendinizin ve eşinizin birer resmini kullanarak bunu görebilirsiniz. Fakat resimlerde yüzünüz açık ve net olarak görünür şekilde ,vesikalık resimlere benzer olursa daha iyi sonuç alırsınız. Bıyık, sakal ya da gözlük şapka gibi aksesuarlar da olmazsa iyi olur. Yokse bıyıklı bebek görüp bebek yapmaktan tamamen vazgeçebilirsiniz :) Bir de dişler görünmesin mümkünse.

Vee işte eşimle benim bebeğimiz :
Bunu görünce insan hemen bi tane doğurmak istiyor :) Neyse gerçeği olunca bir karşılaştırma yaparız artık :)

14 Aralık 2009 Pazartesi

Peynirli Börek

1 yorum
Böreği anladık da öndeki arkadaş kim derseniz o benim :) Hatta arkadakiler de böreği ne kadar sevgiyle yaptığımı gösteren kalpler :) Zira bu sabah Antalya'dan gelen annem için yaptım böreği.

Malzemeler:
1/2 kg yufka
1 su bardağı süt
1/2 çay bardağı sıvı yağ
1 yumurta
peynir
maydonoz
çörekotu

Bir kasede süt, sıvı yağ ve yumurtanın beyazını karıştırıyoruz.
Kare fırın kabına bir yemek kaşığı kadar sıvı yağ döküp kabı yağlıyoruz. Bir yufkayı kenarları taşacak şekilde kabımıza yerleştiriyoruz (kenarları en son üzerine katlayacağız çünkü). Üzerine hazırladığımız sıvı karışımdan döküp ıslatıyoruz. Sonra bir yufkayı birkaç parçaya ayırıp ıslattığımız yufkanın üzerine gelişigüzel yerleştiriyoruz. ve tekrar ıslatıyoruz. bir kat daha parça yufkaları yerleştirip peynir ve maydonozlardan hazırladığımız iç harcını yerleştiriyoruz. Sonra tekrar üzerini yufkalarla kapatıp ıslatıyoruz. En son kenarlardan taşan yufkaları paket kapatır gibi kapatıyoruz ve üzerine yumurta sarısı sürüp çörekotu serpiştiriyoruz. 180 dereceye ısıtılmış fırında pişiyoruz. Afiyet olsuuun.

7 Aralık 2009 Pazartesi

Közlenmiş Karnıyarık

3 yorum
Bugün canım karnıyarık yapmak istedi. Fakan patlıcanları kızartıp çok ağır bir yemek yapmak da istemedi. O yüzden karnıyarıkları közleyerek yaptım. Gerçi annem beni patlıcanları közlersem dağılacağını söyleyerek korkuttu ama közleme süresini uzatmayınca problem çıkmadı.Benim yaptığım 3 kişilik oldu çünkü evde o kadar patlıcanım vardı :)

Malzemeler:
3 orta boy patlıcan
100 gram daha kıyma
1 orta boy kuru soğan
2 diş sarımsak
2 orta boy domates
2-3 yeşil biber
domates salçası
tuz
karabiber

Önce fırınımın ızgara kısmını çalıştırdım ve patlıcanları yıkayıp en üstteki bölümüne yerleştirdim.5 dakika bir tarafları 5 dakika da diğer tarafları olmak üzere toplam 10 dakika kadar közledim. Sonra hemen fırından çıkarttım ve kabuklarını pijamalı soydum :) Bu sırada içi hazırladım. Bunun için önce soğan sarımsak ve biberleri bir miktar sıvı yağda pembeleşene kadar kavurdum. Sonra kıymayı ekleyip biraz karıştırarak pişirdim. Daha sonra üzerine rendelenmiş domateslerimi ve salçayı da ekleyip biraz tuz ve karabiber de koyup pişirdim. Patlıcanları borcama koyup karınlarını hunharca yardım :) içlerini hazırladığım nefis içle doldurdum. Ve üzerine birer parça dilimlenmiş domates ve birer biber koydum. Ama biberlerim çok ince olduğu için biraz yandı. Sonra da üzerine salçalı su gezdirip 180 dereceye ısıtılmış fırına koydum. 1 saat kadar pişirdim.
Afiyet olsun.

30 Kasım 2009 Pazartesi

Kefirin Bitmek Tükenmek Bilmeyen Faydaları

6 yorum
Kurban bayramı tatilinde eşim ve ben Antalya'da ailemin yanındaydık. Her zamanki gibi güzel günler çabuk geçti ve eve döndük. Fakat kısa da olsa tatilimizi boşa geçirmedik. Bol bol kefir içtik :)) Annem her gün elinde kefir dolu bardaklarla odaya girdiğinde herkes kaçacak delik aradı fakat her seferinde kazanan annem oldu :) Aslında tadı ayrana çok benziyor ama biraz pütürlü bir yapısı var benim sinirimi bozan o. Bir de şu mayasının görüntüsünü görmeseydim kesinlikle daha rahat içerdim. Kendi kendine üreyen bir yaratığın sıvısını içtiğimizi bilmek pek hoş gelmiyor :) Ama o kadar faydalı o kadar faydalıymış ki insanın inanası gelmiyor. Faydalarını okudukça nerdeyse annemden mayasını isteyip evde kendim yapacağım :)
Neymiş bu kadar faydası derseniz ;
  • Kefir Bebeklikten ergenliğe kadar; kemiklerin ve dişlerin oluşumu ile sağlıklı dokuların ve kasların gelişimini olumlu etkiler.
  • Kefir Vücudun gelişmesi için gerekli olan vitamin, Mineralve Protein desteğini sağlar.
  • Kefir Bağışıklık sistemini güçlendirdiği için mikrobik enfeksiyonlara karşı direnci arttırır.
  • Kefir Aşırı çikolata, şeker ve sakız tüketen çocukların sağlık risklerini azaltır.
  • Kefir Diş çürüklerini önler.
  • Kefir Şekerin özümlenmesini sağlar ve şekeri enerjiye dönüştürür.
  • Kefir İştah açar ve beslenmeye güçlü destek oluşturur.
  • Kefir Asabi hastalıklarda rahatlatıcı görevi görür.
  • Kefir İshale ve kabızlığa karşı etkindir.
  • Kefir Kansızlığı önler ve kan bozukluğunu giderir.Tırnakların sağlıklı kalmasını sağlar.
  • Kefir Görme yeteneğini güçlendirir.
  • Kefir Kesiklerin ve yaraların hızla iyileşmesini sağlar.
  • Kefir Zeka gelişimine önemli katkı ve zihinsel aktiflik sağlar.
  • Kefir Astım ve Alerjiye karşı direnç oluşturur.
  • Kefir Çocukların büyümesinde doğal koruma ve güvenli beslenme sağlayan nefis bir süt içeceğidir.
  • Kefir Büyümeye güçlü destek sağlar.
  • Kefir Boy uzamasına ve sağlıklı gelişime yardımcı olur.
  • Kefir Ergenlik dönemine Pozitif etkinlik katar.
  • Kefir Hormon dengesinin kuruluşuna yardımcı olur.
  • Kefir İhtiyaç duyulan enerji için mükemmel destek verir.
  • Kefir Zihinsel ve fiziksel gelişime benzersiz katkı sağlar.
  • Kefir Beyin hücrelerini aktifleştirir ve beyinsel dinamizmi arttırır.
  • Kefir Aşırı şişmanlamaya veya zayıflamaya karşı frenleyici görev üstlenir.
  • Kefir Sindirim sistemini inşa eder ve tam beslenme sağlar.
  • Kefir Sindirim esnasında protein sentezine olumlu yardım eder.
  • Kefir Bağırsak florasını inşa eder.
  • Kefir Böbrek fonksiyonlarını düzenler.
  • Kefir vitamin ve Mineraller arasında işbirlikçi yapısıyla simbiotik çimento görevi görür.
  • Kefir Cilt güzelliğine ve parlaklığına olumlu etkiler yapar.
  • Kefir Ciltteki yağlanmayı ve kepeklenmeyi önler. Saçları kuvvetlendirir.
  • Kefir İç ve dış kanamalarda kanamaları durdurmaya yardımcı olur.
  • Kefir Yanıkların hızlı iyileşmesini sağlar.
  • Kefir Dokuları tamir eder.
  • Kefir Vücudun Sıvı dengesini optimum seviyede tutar.
  • Kefir DNA sentezini ve yenilenmesini olumlu etkiler.
  • Kefir Hücrelerin Oksijen almasında etkili görev üstlenir.
  • Kefir Gençlik döneminin etkin, enerjik ve aktif bir dönem olmasında unutulmaz bir partnerdir.
  • Kefir Gençlik ve dinçlik duygusunun sürekliliğini sağlar.
  • Kefir Yorgunluk ve strese karşı koruyucu bir kalkandır.
  • Kefir Cinsel fonksiyonların devamlılığında aktiflik kazandırır.
  • Kefir Vücudun bütün organlarının uyumlu ve senkronize çalışmasını düzenler.
  • Kefir Kanı temizler, klosterolü dengeler ve yüksek tansiyonu düşürür.
  • Kefir Damar sertliğini ve kalp krizi riskini önler.
  • Kefir Uykusuzluğu giderir. Spor yapanlar için enerji deposudur.
  • Kefir Ferahlatıcı hoş kukusu ve benzersiz tadıyla rahatlık verir, dinlendirir ve gevşetir.
  • Kefir Yemeklerde keyfinize keyif katar.
  • Kefir Hazmı kolaylaştırır.
  • Kefir Diyet yapanlar için en ideal içecektir.
  • Kefir Kilo aldırmaz ve beslenme sentezi oluşturur.
  • Kefir Kemoterapi tedavisi sürerken vücudun güçlü kalmasını ve beslenmenin devamlılığını sağlar.
  • Kefir Kas kasılmalarını ve krampları önler.
  • Kefir Selülitlere karşı etkindir.
  • Kefir Yağ dokularını çözümleyici fonksiyon içerir.
  • Kefir Sindirim sistemindeki trafiği düzenler.
  • Kefirr Birçok hastalığın oluşumunu ilk başlangıçtan itibaren hemen önler.
  • Kefir Başta üreme hormonları östrojen, progesteron, testesteron olmak üzere kortizon, ensülin, trioid, serotonin ve adrenal hormonları üzerine olumlu etkiler yapar.
  • Kefir Mide asitleri ile salgıların düzenli ve verimli üretilmesine katkıda bulunur.
  • Kefir Alkol alanlar açısından kaybolan vitaminlerin geri alımında tam bir takviye sağlar.
  • Kefir Zehirlenmelere karşı kanı temizler.
  • Kefir Vücuda giren siyanürü etkisizleştirir.
  • Kefir Saç dökülmesini azaltır.
  • Kefir Doğum kontrol hapı ve idrar söktürücü ilaç alanlara yardımcı olur.
  • Kefir Antibiyotik ilaçlar vücuttaki tüm vitaminleri ve bakterileri öldürdüğünden; doğal savunma ve savaş ordularını kurarak doğal antibiyotik görevi üstlenir.
  • Kefir Sinir sistemini sürekli reorganize ettiğinden çelik gibi güçlü yapı oluşturarak sakinlik ve rahatlık verir.
  • Kefir Antioksidan özellikleri ile hücre yenilenmesine katkı sağlar.
  • Kefir Menopoz dönemindeki riskleri azaltır.
  • Kefir Aşırı yıpranmayı ve yaşlanmayı yavaşlatır.
  • Kefir Damar sertliğini engeller.
  • Kefir Uzun ve sağlıklı bir ömür trendine yönelik metabolizmanın mimarıdır. Kemiklerin ve kasların güçlü kalmasına destek sağlar.
  • Kefir Osteoporoz ve Alzheimer hastalığına karşı direnç oluşturur.
  • Kefir Prostat ve bağırsak kanseri başta olmak üzere birçok kanseri önleyici etkisi olduğu bilinmektedir.
  • Kefir Adale kasılmaları ile felce karşı etkindir.
  • Kefir Ellerdeki titremeler ile bellek zayıflığını ve dikkat azalmasını önler.
  • Kefir Kronik güçsüzlüğe karşı kuvveti arttırır.
  • Kefir Sinir iltihaplarına bağlı olarak el ve ayaklardaki uyuşma ile karıncalanmaları azaltır.
  • Kefir Görme zayıflığını ve katarakt oluşumunu engeller.
  • Kefir Serbest radikallerin, ağır metallerin ve zehirli Gazlarınvücuttaki olumsuz etkilerini azaltır.
  • Kefir Kronik depresyona karşı olumlu iyileştirmeler yapar.
  • Kefir Genç yaşlanmayı sistemize eder.
  • Kefir Mutlu bir yaşlılık dönemi için vazgeçilmez doğal bir dosttur.
(kaynak: saglik.diyadinnet.com)


17 Kasım 2009 Salı

Patatesli Poğaça

1 yorum

Malzemeler:
1 yumurta
1,5 çay bardağı yoğurt
1 çay bardağı sıvı yağ
75 gram margarin (ben tereyağı tadında olanlardan kullandım)
3 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
1 tatlı kaşığı tuz

Önce yoğurt, sıvı yağ ve yumurtanın akı tel ile iyice çırpılır. Daha sonra eritildikten sonra biraz soğutulan margarin de eklenir karıştırılır. Daha sonra yavaş yavaş un, kabartma tozu ve tuz eklenir. Yoğurulduktan sonra 15-20 dakika bekletilir. Bu sırada içi hazırlayabilirsiniz. Ben haşlanmış patates koydum. Patatesleri haşlayıp ezdim ve biraz tuz biraz karabiber ekledim. Daha sonra hamurdan istenilen büyüklükte parçalar alıp içine iç harcını koyup kapatılır. Üzerine yumurta sarısı sürüp susam ya da çörekotu serpilir. 180 derece fırında 35-40 dakika üzeri kızarana kadar pişirilir. Sonra da afiyetle yenir :)

30 Eylül 2009 Çarşamba

Elmacıklar ve Elmanın Yararları

3 yorum

Dün çalışma arkadaşlarımızdan biri öğün aralarında atıştırmak için bu yandaki minik elmalardan getirmişti. Bu kadar küçük elma ilk defa gördüğüm için hoşuma gitti hemen resmini çektim :) Boyutları belli olsun diye de yanına kupa koyduk :) Öğün aralarında abur cubur atıştırmaktansa böyle sağlıklı şeyler tüketmek daha faydalı. Üstelik bu kadar minik olunca zaten abur cubura benziyorlar :) Fakat faydaları hiç kendileri kadar küçük değil.

Sindirim sistemini düzenler.
Kabızlığa iyi gelir.
Böbrek taşlarını düşürmede yardımcı olur.
Tansiyonu ve kolesterolü düşürmede yardımcı olur.
Yorgunluğu alır.
Nefes darlığına iyi gelir.
Kalp hastalıklarına karşı koruyucu özelliği vardır.
(kaynak:www.diyetlistem.com)

25 Eylül 2009 Cuma

Kırık Cam Teorisi

3 yorum

Az önce bir internet sitesinde okudum kırık cam teorisini. Hem çok hoşuma gittiğinden hem de şu sıralar yaşadığımız bazı şeylerle çok iyi bağdaştığından burda da paylaşmak istedim:
Anlatıldığı kadarıyla: “Kırık Cam Teorisi” ABD’li suç psikologu Philip Zimbardo’nun 1969′da yaptığı bir deneyden ilham alınarak geliştirilmiş. Zimbardo, suç oranının yüksek olduğu, yoksul Bronx ve daha yüksek yaşam standardına sahip Palo Alto bölgelerine birer 1959 model otomobil bıraktı. Araçların plakası yoktu, kaputları aralıktı. Ve olup bitenleri izledi. Bronx’taki otomobil üç gün içinde baştan aşağıya yağmalandı. Diğerine ise bir hafta boyunca kimse dokunmadı. Ardından Zimbardo ve iki öğrencisi ’sağ kalan’ otomobilin yanına gidip çekiçle kelebek camını kırdı. Daha ilk darbe indirilmişti ki çevredeki insanlar (zengin beyazlar) da olaya dahil oldu. Birkaç dakika sonra o otomobil de kullanılmaz hale gelmişti. “Demek ki” diyordu Zimbardo, “ilk camın kırılmasına ya da çevreyi kirleten ilk duvar yazısına izin vermemek gerek. Aksi halde kötü gidişatı engelleyemeyiz.”
Keşke camda ilk çatlaklar oluştuğunda tamir edilseydi... Belki böyle olmazdı... Üzülmezdik...

24 Eylül 2009 Perşembe

HÜNNAP

8 yorum

Bayram dolayısıyla İzmir'e eşimin ailesini ziyarete ve güzel İzmir'i bir kez daha görmeye gittik :) Eşimin halasının köyde bahçeli süper bir evleri var. Bahçede mis gibi hormonsuz domatesler, biberler, kavunlar, karpuzlar yetiştiriyorlar. Ziyarete gidince bizim de payımıza düştü biraz :) Hepsi için çok teşekkür ediyorum burdan.
Neyse gelelim hünnapa. Bahçeden domates biber toplarken bir ara enişte bu tuhaf meyvelerden uzattı bir tane. İlk defa gördüğüm için nasıl yeneceğini bile bilmiyordum. Tadı böyle iğdeyle elma arası birşey. Koyu renkli olanları tatlı ama yeşil olanları tam olmamış biraz acılık geliyor. Onlar da bahçelerine bilerek ekmemiş kendisi çıkmış. Hiçbirimiz adını sanını bilmiyorduk ama hoşuma gitmişti :)
Bugün Beşiktaş'ta bir manavda yandaki manzarayı görünce çok şaşırdım. Birazdan enişteyi arayıp faydalarını sayacağım :) Manavın etiketine bakılırsa kolesterole, şekere, kalbe, karaciğere ve zayıflamaya iyi geliyormuş.
Ender Saraç da hünnapın faydalarını şöyle sıralamış:
*Astım ve solunum sistemi hastalarına faydalıdır.
*Balgam söktürücü özelliği vardır.
*Sebebi bilinmeyen öksürüğü keser.
*Kanı temizler.
*Bağırsakları çalıştırır.
Yani her derde deva :) Bilseydik bi torba da hünnap toplardık. Neyse bir daha ki sefere.

7 Eylül 2009 Pazartesi

ARILAR

4 yorum

Arılar bugün yine beni çıldırttı. Evde çiçek de yok neye geliyorlar anlamıyorum sanırım dışarda üşüyorlar artık. Bugün yağmur da var tabi kovan kimbilir nerde. Boş bulduğu camdan giriyor içeri. Bilsem ki hepsi Arı Filmi'ndeki Barry gibi soframa bile buyur edeceğim de bunlar hiç sevimli görünmüyor. He tamam benim evim çiçek gibi o ayrı : )) Ama bu kadar da olmaz. Ben bundan sonra bal yemek de istemiyorum arı görmek de. Bu arılar neye geliyor diye biraz araştırayım dedim ne kadar boş beleş işlerle uğraştıklarını görüp daha da sinir oldum :)
Mesela

* 1 gram bal için çiçeklere 7000 uçuş yapıyorlarmış!

* 1 kg bal içinse 40 bin tane arı 6 milyon çiçeği dolaşıyormuş!

* Bal arıları bir peteği doldurabilmek için 100 milyon çiçeğin nektarını emiyor ve 100.000 km kanat çırpıyormuş!

* Arılar iğnelerini ancak hayatları tehlikeye girdiğinde ve hayatta sadece 1 kez kullanıyorlarmış!

Yani hem bu kadar çırpınış anlamsız geldi hem de acaba saygı mı duymak lazım diye düşündüm.
Ee şimdi arı geldiğinde ne yapacağız? Durup "arı bende bal yoook çiçeklerde bal çook" diye şarkı mı söyleyeceğiz?

Hala sevmiyorum.

20 Ağustos 2009 Perşembe

Renkli Patates Topları

7 yorum

Dün akşam yine fish fingers günüydü :) Yanına bu sefer patatesi nasıl yapsam diye düşünürken televizyonda bir programda gördüğüm bu renkli toplar aklıma geldi. Yapması çok kolay, görüntüsü çok eğlenceli, yemesi de çok güzel :)
Önce istediğimiz kadar patatesi haşlıyoruz. Ezip içine margarin ya da tereyağ ile varsa kaşar peyniri ekliyoruz(yoksa beyaz peynir de olabilir) iyice ezerek karıştırdıktan sonra patatesleri istediğimiz büyüklükte toplar haline getiriyoruz. Tabii bu arada bir tabağa rendelenmiş havuçlarımızı, bir tabağa dereotu maydonoz karışımımızı ve bir tabağa da pul biber koyuyoruz. Hazırladığımız patates toplarını bu hazırladığımız malzemelere buluyoruz. Ve afiyetle yiyoruz :)
Pul biberli olan biraz acı. Onun yerine kekikle de yapılabilir.

18 Ağustos 2009 Salı

Erişteler Kışa Hazır

9 yorum
Artık evde tarhana yapmalar, ateş yakıp yufka ekmek pişirmeler, kilolarca domates alıp çatılarda salça yapmalar bitti sanıyordum. Çocukluğumdan hayal meyal hatırladığım şeylerdi. Dün dışarı çıkarken mahallemizim marifetli hanımlarının toplanıp elbirliği ile erişte yaptığını gördük. Bir tarafta hamurlar yoğuruluyor, bir tarafta oklava ile açılıyor, bir tarafta makineden geçiriliyor, bir tarafta da iplere seriliyordu. İplere serdikleri erişteler çok güzel bir görüntü oluşturmuştu. Özellikle son hali çok hoşuma gittiği için burada da paylaşmak istedim. (Yapım aşaması biraz zahmetli olduğu için hoşuma gitmemiş olsa gerek) :) Eriştenin yapılışına gelince un ve tuz kullandıklarını söylediler. Yumurta yokmuş içinde. Yumurta koyulursa fırınlanmazmış. Hamuru açıp makarna kesme makinasından geçiriyorlar ve yukarıda görüldüğü gibi iplere diziyorlar.Fırınlayıp iyice kuruttuktan sonra da kesiyorlar. Sonra ister makarna gibi, ister çorbalara yemeklere ekleyip mis gibi yiyorlar :)

Tabii bir de arada mola verip çay keyfi yapılınca iş daha keyifli oluyor
Ve bugün tesadüfen bir markette alışveriş yaparken "egg noddle" diye birşeye rastladım. Şahsen ben ilk kez gördüm. Görür görmez dikkatimi çekmesinin sebebi ise bizim bildiğimiz eriştenin tıpatıp aynısının olması. Çinliler bizden eriştemizi araklamış da haberimiz yok :)

2 Ağustos 2009 Pazar

Pizza Hut Kampanyası

5 yorum
Bugün Sultanahmet, Topkapı Sarayı, Yerebatan Sarnıcı derken bayağı bir yorulduk (!) Eve dönerken bütün reklam panolarında Pizza Hut'ın bu reklamı vardı ve doğal olarak biz de bir Pizza Hut'a yöneldik :) Gerçekten reklam doğru ne kadar yiyebiliyorsan ye. Ama pizzalara pizza demek için şahit gerek. Üstünde sosis, sucuk benzeri malzemeler bulmak için bayağı bir zaman harcıyorsunuz. Çünkü 3,4 dilimde bir tane falan denk geliyor.Genellikle bol peynirli ekmek yiyorsunuz. Üstelik bu peynirli pideleri yemek için de pizzalar servise getirilir getirilmez hücum etmeniz gerekiyor yoksa anında kapışılıp bitiyor :) Ya başında bekleyeceksiniz ya da pizzaların geldiği self servis bara en yakın masada oturacaksınız. Ama çorbası çok güzel :) Yani çorba ve makarna yemek isterseniz bu kampanyadan kesinlikle faydalanın derim. Ama amacınız pizza yemekse önünden bile geçmeyin.

28 Temmuz 2009 Salı

Yağsız Kurabiye

2 yorum
Malzemeler:
2 yumurta
1 su bardağı toz şeker
2,5 su bardağı un
damla çikolata

(Aaa yağ yok ama çikolata var diyecek olursanız şöyle açıklayayım :) diyet olsun istiyorsanız içine çikolata parçaları yerine fındık ya da ceviz gibi şeyler koyabilirsiniz. Yağsız olmasının amacı kıvamının acıbadem kurabiyesi gibi olması)


Yapılışı:
Önce yumurta ve şekeri karıştırıp mikserle beyaz bir köpük elde edene kadar çırpıyoruz. Daha sonra ununu ekleyip yoğuruyoruz. Bu sırada yağsız olduğu için ele çok yapışan bir hamur oluşuyor. En son da çikolata parçalarımızı atıp yoğuruyoruz ve istediğimiz şekli verip (ki şekil vermek pek kolay olmuyor ben o yüzden sadece yuvarladım) 175 dereceye ısıtılmış fırında 15 dakika pişiriyoruz. Afiyet olsun.

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Evlilik

2 yorum
Pırıl pırıl ütülü giysili, misler gibi parfüm kokulu, saçları taralı, dişleri fırçalanmış adamı / kadını sevmek kolaydır.
Aslında aşk, aynı insanı, sabahın körü uykudan uyandırdığındaki en sinirli haliile de kabul edebilmek, aynı tuvaleti bir dakika araylakullanabilmek, diz yapmış pijamalarla kanepede yastıklara sarılıp sızmışken bile şefkatle okşayabilmektir.
Buna katlanamayanlar zaten âşık değillerdir.
Bu durumda evlilik hoşlandığın insana karşı olan duygularını öldürüyor diyebiliriz.
Zira âşıksan, aynı havayı solumak bile zevkverir.
Hep beraber olmak istersin.
Banyodan gelen su sesi bile onun evde olduğunun işaretidir ve huzur verir.
Ütülediğin gömleğin ona ne kadar çok yakışacağını düşünürsün.
Pişirdiğin yemeği ne çok seveceğinihayal edersin.
Bin tane ayakkabısı varken bin birinciye sahipolmaktan mutlu olacak diye, istediğin gömleği satın almaktan vazgeçersin.
Zamanla almaktan çok, bir şeyler vermekten mutluluk duyduğunu
keşfedersin.
Eğer kadın evlilikte ikinize yemek pişirecek,dolabı düzenleyip ütüyü yapacak bir anne olacak görülüyorsa, o kadının saçlarının hiç yağlanmadığı ve adamın geceleri terlemediği düşünülüyorsa, asla kavga edilmeyecek ve lavabo tamiredilirken dahi gülüşüp öpüşülecek zannediliyorsa zaten beklenti birevlilik değil, bir amerikan filmini yaşamaktır.
Bu hayallerle yola çıkıldığında, damat ilk gece gelinin saçlarından onbin firkete
sökmeye çalıştığında, gelin ise damat firketeleri çıkaramayıp
"s....m böyle kuaförü" diye söylendiğinde zaten evlilik sandıkları şey çatırdamaya başlayacaktır. Evlilik; sadece aşk değildir.
Evlilik; ev arkadaşlığı, kankalık, sırdaşlık, ortak hesaba sahip mudilik,ayrı kökenlerin birleşmesi, başı hatırlanmayan bir akrabalık ilişkisidir.
Aşk bu ilişkide tutkuyu sağlar ama zaten tek başına ayaktatutamaz.
Âşıksanız ateşli sevişmeler yaşarsınız ama kış akşamları evde
konyak içip geyik yapamayabilirsiniz.
Hala canınız sıkıldığında onudeğil de annenizi arıyorsanız, yalan olmuştur o evlilik.
Aşk evlilikte gider gelir.
Halıya kola döktüğünde aşk biter,ama o, halıyı temizleyebilirse gene aşık olunur.
O aradaki sinirevresini aşabilenler ellinci yıla kadeh kaldıranlardır.
Tahammül edemeyenler ise ikinci evlilikten sonra artık evliliğin yalan
olduğuna inanacaklardır.
Zafer, direnenlerin olur.

CAN DÜNDAR
Evliliğimizin 1.yılı kutlu olsun...
Nice uzun yıllar iyi günde kötü günde hep seninle olmak dileğiyle...

Selpak Kağıt Bez

1 yorum

2 gün önce fikrimühim'den mühim paketim geldi. İçinde de selpak kağıt bez. Açıkçası kullanana kadar normal kağıt havludan çok da bi farkı olacağını düşünmüyordum. Ama gerçekten farklıymış. Öyle ıslanınca falan parçalanıp ayrılmıyor. Hem de çok güzel kokuyor. Klozeti temizleyip hooop çöpe atıyorsun süper oluyor. Herkese tavsiye ederim.
Zaten evdeki 1 koli ıslak mendilimiz de bitmek üzereydi (toz almak için ıslak mendil, sofrayı silmek için ıslak mendil, ocak temizlemek için ıslak mendil kullanırsak biter tabi) bu ürün tam da zamanında çıktı :)

23 Temmuz 2009 Perşembe

Cipsli Çıtır Tavuk

0 yorum
Tarif sevgili kuzenim Burcu'dan..
Malzemeler:
Dövülerek inceltilmiş tavuk fleto
1 paket doritos (yeşil paket) cips
1 paket krema

Yapılışı:
Cipsi ufalayarak bir tabağa alıyoruz. Başka bir tabağa da kremayı boşaltıyoruz. Ve tavukları önce kremaya bulayıp sonra cipslere batırıp iyice yapışmalarını sağlıyoruz. Ve tepsiye dizip fırına atıyoruz. Bu kadar basit. Ama lezzeti mükemmel. Fast food restaurantlarda bile böylesi yok :) Afiyet olsuun.

20 Temmuz 2009 Pazartesi

Yaşasın Dumansız Hava Sahası

1 yorum
Vee beklenen tarih geldi! Dün itibariyle dumansız hava sahamız daha da genişledi. Çok da güzel oldu. Artık kimse beni zehirleyemez ooh be!
Yaşasın dumansız hava sahası!
Ama ben tiryakiyim içmeden duramam diyenlerdenseniz üzgünüm ama evinizden çıkmayacaksınız :) Ya da şuralarda da içebiliyorsunuz:

Yaşlı bakım evlerinde,
Ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde,
Ceza infaz kurumlarında (cezaevleri),
Şehirlerarası veya uluslararası güzergâhlarda (şehir içi değil) yolcu taşıyan denizyolu araçlarının güvertelerinde.

Daha detaylı bilgi için buyrun http://www.havanikoru.org.tr/istisnai_durumlar.html

16 Temmuz 2009 Perşembe

Beyni Geliştirmek

0 yorum
Bugün 2 teyzemle beraber keyif yaptık http://guzelzamanlar.blogspot.com/ 'da da belirtildiği üzere :) Ve tabii sofradaki güzel şeylerin (nefis tiramisu, süper kısır ve büyük seçim poğçalarım :D ) üzerine bir de extra geyik ekledik. Tadından yenmez oldu :) Teyzem mısır unuyla birşeyler yapıp fırına atınca ben kek yaptı sanmıştım fakat ağzıma bir parça atınca aslında kek değil mısır ekmeği olduğunu farkettim. Tatlı birşey beklerken ekmek tadı alınca beynim şoklandı :) yani teyzem öyle dedi. Arada beyni şaşırtmak gerekiyormuş. Mesela hep sağ elle dişimizi fırçalıyorsak bazen sol elle fırçalarsak beynimiz şaşırıp canlanıyormuş. Tv'de bir doktor söylemiş bunları. Bunun üzerine bayağı bir geyik döndü sonra. Ben de merak ettim beyni şoklamak için daha neler yapabiliriz diye ama henüz internete düşmemiş sanırım bu konu :) Ama beyni geliştirmek için yapılabilecek şeyler tabii ki de var.
1- Akıllı ilaçlar: ‘’Modafinil'’ gibi ilaçlar, beyni 90 saat boyunca uyanık tutuyor. Beynin bir bölgesinden diğerine veri akışını sağlayan kimyasalları artırıyor.

2- Yiyecekler: Protein açısından zengin besinler yarar sağlıyor. Düzenli kahvaltı yapmak da zihinsel performansı artırıyor; gazlı içecekler tam tersi etki yapıyor.

3- Müzik: Özellikle Mozart dinlemenin matematiksel zekâyı artırdığı ve müzik derslerinin, çocukların IQ’’sunu yükselttiği belirlendi. Ancak pop müziğin böyle bir etkisi görülmedi.

4- Biyonik beyin: Elektrotlarla beyne az miktarda elektrik akımı vermenin, beynin gücünü artırdığı belirtiliyor.

5- Zihinsel egzersizler: Zor matematik soruları zekâyı keskinleştiriyor. 5 hafta boyunca zihinsel egzersiz yaptırılan çocukların IQ’’su 8 puan yükseldi.

6- Hafıza oyunları: İskambil destesindeki her kartı bir karakterle özdeşleştirip tüm karakterlerin yer aldığı bir hikâye yaratarak, 52 kartı sırasıyla hatırlayabilirsiniz.

7- Uyku: 21 saat boyunca uyumamak, beyin üzerinde sarhoşluk gibi bir etki yaratır. 2 saatlik çalışmadan sonra iyi bir gece uykusu uyumak, öğrenmeyi kolaylaştırır.

8- Yürüyüş: Haftada 3 kez yarımşar saat yürüyüş yapmak; öğrenme, konsantrasyon ve mantık gücünü yüzde 15 artırır.

9- Hobiler: Örgü ören, bulmaca çözen yaşlıların Alzheimer gibi hastalıklara yakalanma riskinin daha az olduğu tespit edildi.

10- Konsantrasyon: Bu da beyin için önemli bir egzersiz! Bir iş üzerindeyken, kısa süreli bir dikkat dağılması sonrasında yeniden konsantrasyon sağlamak yaklaşık 15 dakika sürer.

11- Nörolojik tarama: Beyin içindeki hareketliliği gösteren tarayıcılar, beynin aktivitelerini kontrol etmekte de kullanılabilir.

Kaynak: Nevsal Elevli/Milliyet

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Peynirli Rulo Börek

4 yorum

Malzemeler:
1 su bardağı sıvı yağ
1 su bardağı süt
1 yumurta
yufka
peynir
maydonoz
susam
Yapılışı:
Sıvı yağ, süt ve yumurta karıştırılarak yufka aralarına sürülecek karışım hazırlanır. 1 yufka masaya serilip karışımla heryeri ıslatılır. Üzerine 1 yufka daha serip tekrar ıslatılır. Dilerseniz 3.yufkayı da serip daha dolgun bir börek elde edebilirsiniz. Ancak yufkanız azsa 2 kat yufka ile de olur. Daha sonra yufkalar önce 4'e daha sonra da herbir parça tekrar 2'ye kesilerek 8 parça üçgen elde edilir. Ve herbir parçaya peynir maydonoz karışımı koyularak sigara böreği gibi sarılır. Üzerlerine yumurta sürüp susam serpiştirerek 200 dereceye ısıtılmış fırına verilir. Pişerken böreğiniz çok güzel kabaracak ve ağzınız sulanacak dikkat edin :D

Tiramisu

2 yorum

Malzemeler:
1 hazır pandispanya (sade ya da kakaolu)
1 su bardağı sıcak su
2 çorba kaşığı nescafe
2 çorba kaşığı toz şeker
2 çorba kaşığı kakao (ya da Türk kahvesi)
Kreması için:
4 su bardağı süt
1 yumurta
1 paket labne peyniri
1 su bardağı un
1 su bardağı toz şeker
Yapılışı:
Önce kremasını pişiriyoruz. Labne peyniri hariç tüm malzemeler tencereye koyulup muhallebi kıvamına gelene kadar pişirilir. Daha sonra ılımaya bırakılır. Biraz soğuyunca labne peyniri de eklenip güzelce karıştırılır.
Bu sırada 1 bardak sıcak suyun içinde nescafe ve şeker eritilerek pandispanyayı ıslatmada kullanılır. Altını da üstünü de güzelce ıslattıktan sonra kreması hem araya hem de en üste sürülerek üstü düzeltilir. En son da 2 çorba kaşığı kakao ya da Türk kahvesi çay süzgeciyle pastamızın üzerini kaplayacak şekilde elenir.
Siz de özel bir gün için yapacaksanız kakaoyu elemeden önce çeşitli şekillerde kestiğiniz kağıtları önceden pastanızın üzerine koyup, kakaoyu eledikten sonra çekerseniz resimdeki gibi size özel bir tiramisu elde edebilirsiniz :)
Arkadaşım Şeyma'nın ilk adı Zeynep olduğu ve eşi de ona genelde Zeynep dediği için Z ve Ö yaptık. En üstteki minik kalp de tabii ki Yusufçuk! :)

Yıldönümü Hazırlığı

0 yorum

Dün eşim sayesinde tanıştığım ve tanışmaktan çok mutlu olduğum arkadaşım Şeyma'ya gittim. Çünkü Şeyma ve eşi Ömer'in 2.evlilik yıldönümleriydi. Ben de hazırlıklara yardım etmek bahanesiyle biraz minik Yusuf'u seveyim dedim ve gittim :) Yandaki yenilesi minik parmaklar kendisine ait :)


Ve rejime dönüşümün ikinci günü olmasına rağmen Şeyma'nın hazırladığı güzel tabağa karşı koyamadım ve hepsini yedimmmmmmmmmmmm. Ama nasıl dayanabilirdim ki? Mis gibi tavuklu bulgur pilavı, peynirli rulo börek ve havuçlu kek. Havuçlu kekin de tarifini alıp en kısa zamanda burdan paylaşacağım. Issız Adam'dan sonra çok moda olmuştu ama ben hala bilmiyorum yapmayı. Fakat akşamın sürprizi özel yıldönümü tiramisusu :) Tarifi hemen yukarıda.

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Kabus Görmek

0 yorum
Dün gece Nicholas Cage'in son filmi Kehanet'i izledik eşimle. Gerilim filmi olduğunu bilseydim izlemezdim, ben daha çok böyle esrarengiz olayların olduğu bir action filmi bekliyordum. Aslında sonu da berbattı bayağı güldük ama sonuna gelene kadar biraz gerildim. Ve bu gerilimin etkisiyle yatınca, uzun süredir dizi halinde gördüğüm kabuslara yeni bölümü de eklenmiş oldu. En heyecanlı yerinde eşimin beni sarsmasıyla uyandım. Kötü rüyaları anlatmak iyi değildir derler o yüzden anlatmıyorum.
Peki kabus nedir acaba? Baktım acaba deliriyor muyum yoksa herşey Kehanet yüzünden mi :)

Vikipedi diyor ki:
Kâbus en genel olarak uyurken kişiye güçlü bir duygusal rahatsızlık veren rüyalardır. Hayalet, canavar, cadı, vahşi hayvan gibi korku ve terör ögeleri içerebilirler. Acı çekme, düşme, boğulma ve ölme de sık rastlanan kâbuslardandır. Yüksek ateş gibi fizyolojik nedenlerden olabilecekleri gibi, kâbusu görenin hayatındaki beklenmedik bir stres ya da travma gibi psikolojik nedenleri de olabilir. Kimi zaman nedensiz yere görüldükleri de olabilir. Bazen kâbuslar o kadar etkili olur ki, uyuyan kişiyi halen yaşadığı duyguları taşır bir halde uyandırır, ve kişi uzun bir süre etkisinden kurtulamaz.
Arada bir kâbus görmek normal olarak kabul edilmektedir. Ama sürekli kâbus görme durumu daha önemli bir sorunun habercisi olabilir, kişinin uyku düzenini bozabilir ve sağlığını etkileyebilir. Bu nedenle sürekli kâbus gören kişilerin doktora gitmesi gerekebilir.
Yok benimki çok düzenli sayılmaz henüz doktora gitmeme gerek yok bence :) Bu akşam iyi bir komedi filmi izleyelim bari.

10 Temmuz 2009 Cuma

Leblebi Helvası

0 yorum
Antalya'dan dönerken mola yerinden aldığım leblebilerle birşey yapmak istedim ve internette leblebi helvasını buldum :) Un helvasına benziyor biraz ama hem leblebi tadı alıp hem helva yemiş gibi oluyorsunuz :) Yani ben çok bayıldığımı söyleyemem. Peki o zaman buraya neden koyuyorum? Çünkü bunu ciddi ciddi çok sevenler hatta çocukluğundan beri bayıla bayıla yiyenler varmış :) Onlar için yani. Ben bir daha yapar mıyım? Hayır yapmam :)

Malzemeler:

1 su bardağı toz leblebi

1 su bardağı toz şeker

1 su bardağı su

1 yemek kaşığı sıvı yağ

Yapılışı:
Önce bir kapta 1 bardak suda şekeri eritene kadar ısıtıyorsunuz. Daha sonra teflon tavaya sıvı yağı koyup üzerine toz haline getirdiğiniz leblebiyi ekleyip biraz kavuruyorsunuz ve hazırladığınız şekerli suyu da ekleyip helva kıvamına gelene kadar kavuruyorsunuz. Daha sonra istediğiniz kaba koyarak soğumaya bırakabilir ve istediğiniz şekilde keserek de servis yapabilirsiniz. Afiyet olsun.

8 Temmuz 2009 Çarşamba

Kakaolu Cevizli Kek

4 yorum
Canım arkadaşlarım sayesinde çok keyifli bir tatil geçirdim. Ancak 6 kişilik muhteşem ekip (Yurda, Musa, Deniz, Burçin, Hande, Fulya) en kısa zamanda tekrar bir araya gelmek üzere dün akşam dağıldı. Şimdi burada, gelmeden bir gün önce Fulya'nın ellerinden çıkan muhteşem keki paylaşmak istiyorum.

Malzemeler:
3 yumurta
3 bardak un
1 + 1/4 bardak şeker
1 su bardağı sıvı yağ
1 su bardağı süt
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1 bardak ufalanmış ceviz
2 çorba kaşığı kakao


Yapılışı:
Önce şeker ve yumurtalar köpürene kadar iyice çırpılır. daha sonra diğer malzemeler de eklenerek kek karışımı elde edilir. 180 derece fırında pişirilir.

Not: Bu arada aşçımız kabartma tozunu eklemeden önce üzerine limon damlattı :) ve kek ben arada fırının kapağını açmama rağmen çok iyi kabardı. Ellerine sağlık canım arkadaşım.

etiketler

kopyalamadan önce düşünün!

Page copy protected against web site content infringement by Copyscape
 

Burçin'in Dünyası Copyright 2008 Fashionholic Designed by Ipiet Templates Supported by Tadpole's Notez