25 Haziran 2009 Perşembe

Fırında Mücver

7 yorum

Malzemeler:
2 adet orta boy kabak
2 adet orta boy soğan
3 yemek kaşığı sıvı yağ
2 adet yumurta
2 yemek kaşığı un
yarım demet maydonoz
tuz
karabiber
pul biber

Yapılışı:
Kabakları rendeleyip, avucumuzda sıkarak suyunu çıkarıyoruz. Soğanları da rendeleyip diğer tüm malzemelerle beraber karıştırıyoruz. Benim rendemin delikleri mi büyük bilmiyorum ama kabaklar çok iri parçalar halinde kaldı gibi geldi o yüzden en son fırına atmadan önce bi rondodan geçirdim. Karışımı borcama döküp 200 dereceye ısıtılmış fırında pişiriyoruz. Böylece hem çok sevdiğimiz birşeyi yemiş hem de çok kalori almamış oluyoruz :) Herkese afiyet olsun. Bu arada tarifi aldığım Selin Hanıma da teşekkürler.
Annem içine peynir de eklersem daha lezzetli olacağını söyledi ama peynirimiz kahvaltıya yetecek kadar kaldığından bu sefer ekleyemedim :) Bir daha yapınca ekleyeceğim.
Resimdeki küçük yara da içinin pişip pişmediğini kontrol etmek için bıçak sapladığımdan oluştu :)

Mutluluk

2 yorum
TDK'ya göre mutluluk "bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan doğan kıvanç durumu" imiş. Yani TDK bana diyor ki ömür boyu mutsuz olmaya mahkumsun :) Kim bütün özlemlerine "eksiksiz ve sürekli" olarak ulaşabilir ki? Ya inanılmaz fazla maaş alıyorlar ya da işin içinden çıkamayıp böyle bir tanım yapmışlar :)
Bana sorsalar mutluluk nedir diye Heidi gibi halalaloiiooo diye bağırmaktır derim :) Bakın deneyin birden bire nasıl mutlu olacaksınız.
Peki şimdi diyetti egzersizdi derken mutluluk nerden çıktı diyeceksiniz. Şurdan çıktı açım ve bu yüzden mutsuzuumm :) Yok yok şaka yapıyorum. Bu yazının gerçek kaynağı tam karşı apartmanda oturan, benim de sürekli kendimi onlara bakmaktan alamadığım mutlu yaşlı çift...
Bilgisayarımda takılırken arada başımı kaldırıp penceren bakınca hep onları görüyorum. Hep balkondalar. Hep keyif yapıyorlar. Beraber çay içiyorlar, dondurma yiyorlar, etrafı izliyorlar. Hatta bazen balkona torunlar için yapılmış salıncakta birbirlerini sallıyorlar :) Çok hoşuma gidiyor. Belki bloguma onlar da girer yazımı okurlar he? :) Hey mutlu yaşlı çift sizi seviyorum. Birgün o balkona gelip ben de sizinle çay içeceğim :)
Ve konuya uygun olarak Abidin Dino'nun "mutluluk" tablosunu da paylaşmak isterim. (Konuya uygun şarkı çalmak gibi oldu) :)
Bu resme bakınca mutluluğun gerçek tanımı kendiliğinden çıkıveriyor bence... Buraya yazmayacağım. Herkes kendi çıkarsın.
(Bu arada horoz çok mutlu görünmüyor yatakta ona yer kalmamış.Şimdi ötüp hepsini kaldıracak) :))
Biyologlara göre vücutta melatonin, serotonin ve endorfin hormonları salgılanınca biz kendimizi mutlu hissediyormuşuz. Mesela ben şimdi işsiz olduğum için mutsuz hissediyorum. Bu hormonları temin edebileceğimiz biryer olsa da gidip alsak :) Ama bu da olmadı ki işin ucu gene paraya geldi.

24 Haziran 2009 Çarşamba

Görünmez Sandalye Egzersizi

11 yorum

Prof. Dr. Mehmet Öz anlatıyor:

Görünmez Sandalye
Birçoğumuz kilolara kafamızı takarız ama aslında önemli olan bel ölçüsüdür. Çünkü bel ölçünüz genel sağlığınız açısından en iyi ve tek göstergedir. Bel ölçüsü kontrolü programının işe yaraması için ne kadar çok yediğinizi veya yemediğinizi asla düşünmeyeceğiniz pratik bir plana ihtiyacınız var.

Sizi, egzersizin bir parçası olan, son derece basit ama bir o kadar da etkili bir egzersizle tanıştırıyorum. ‘Görünmez Sandalye’ adını verdiğim bu egzersizi herkes yapabilir. Bu egzersiz basit ve çok etkili olup, bütün bacağı güçlendirir. Görünmez Sandalye formülünü uygulamanız içinSırtınızı bir duvara dayayarak sandalyeye oturur gibi havada oturun (sandalye olmadan!) ve avuçlarınızı dizlerinize dayayın. (İdeal olarak, birkaç santim altınıza bir tabure koyun; böylece çalışmanız bittiğinde ona tutunabilir veya doğruca oturabilirsiniz.) Topuklarınızı dizlerinizin tam altında, 90 derecelik açıyla tutun; bu aşamada omuzlarınız arkaya kıvrılmalı, başınız ise duvara dayanmalıdır. Bu şekilde olabildiğince uzun süre durun ve her seferinde süreyi 2 dakika artırmaya çalışın. Yüzünüz gevşek ve nefesiniz düzgün olmalıdır.
Bel çevresinin genişlemesinin sakıncaları:
Bel çevresi büyük olan kişilerde omentum yağ perdesi büyümeye başlar; bu durumun yaratabileceği sakıncalar ise şunlardır:
Böbreklere baskı artabilir.Tansiyon yükselebilir.Karaciğer zehirlenebilir.Kolesterol yükselebilir.İnsülin bloke edilerek, şeker hastalığı ortaya çıkabilir.Safra taşı oluşabilir.

Kaynak: Prof. Dr. Mehmet Öz - "SİZ Diyettesiniz" kitabı

22 Haziran 2009 Pazartesi

Üstsüz Sandalet

14 yorum


İşte yüzyılın icadı :) Üstsüz sandaletler! Neymiş efendim güneşlenirken ayaklarımızda iz kalmayacakmış. E güneşlenirken çıkarıver terliklerini :) Ayak taban kısmı özel su bazlı bir yapıştırıcıyla kaplıymış ama ayağınız da öyle yapış yapış olmuyormuş. Yürürken herkes ayağınızda birşey yok sanıyormuş.Sanki marifet :) Ayy inşallah çok moda olmaz heryerde çıplak ayak insanlar pöff...
Videosunu izlemek isterseniz buyrun şuraya

Margarin Yararlı mı Zararlı mı?

3 yorum
Son zamanlarda televizyonlarda margarinin aslında ne kadar faydalı olduğuna, bugüne kadar nasıl da yanlış bilindiğine dair reklamlar dönüp duruyor. İyi de ne oldu de birden bire margarin böyle faydalı birşeye dönüştü? 100 yıldır margarin yemeyin, katı yağdan uzak durun diyen diyetisyenler bile bu reklamlarda bize margarin yiyin diyor şimdi.

Fakat hepsi değil. Bir grup diyetisyen de bu kampanyaya karşı seslerini yükseltti.

Margarin reklam kampanyasını etik ve doğru bulmadıklarını belirten diyetisyenler margarin reklam kampanyası ile ilgili uyarı ve görüşlerini açıkladılar.
(kaynak:www.beslenmeve diyet.org)

Diyetisyenler tarafından yapılan açıklamada ikisi diyetisyen birisi akademisyen olmak üzere meslek camialarından üç kişinin margarin reklam kampanyasında yer almalarının etik ve doğru olmadığı vurgulanıyor. Reklamda yer alan kişilerle margarinle ilgili sitede yayımlanan verileri sağlayan diğer akademisyenin tüm diyetisyenleri temsil etmediklerini ve edemeyeceklerini söyleyen diyetisyenler, bu kişilerin 'Diyetisyenler margarin öneriyor!' şeklinde yanlış bir algılamaya neden olduklarını ve tüm diyetisyenleri artık margarin destekçisi gibi doğru olmayan bir konuma haksız yere düşürdüklerini belirtiyorlar. Diyetisyenler margarin hakkındaki görüşlerinin değişmediğini ve margarin tüketimine ihtiyatla yaklaşılması gerektiğinin altını çiziyorlar.

Diyetisyenlerin açıklamasının tamamı ise şöyle:
*Aşağıda adı yazılı diyetisyenler olarak margarin reklam kampanyası ile ilgili uyarı ve görüşlerimizi halkımıza duyuruyoruz:*

1) Diyetisyenlerin margarin reklam kampanyasında yer almasını etik ve doğru bulmuyoruz.

2) Bir ürünle ilgili yenilik ve gelişmelerin dikkatle izlenmesinin önemli olduğunu ancak bu konulara dikkatle yaklaşılması ve yeniliklerin abartılı bir şekilde aktarılarak halkın kafasının karıştırılmaması gerektiğini bir diyetisyenlik ilkesi olarak kabul ediyoruz.
3) Yağ tüketimini teşvik edici hele üzerinde tartışma olan bir ürünü 'sağlıklı ve artık istediğiniz kadar tüketebilirsiniz!' anlamı çıkmasına neden olan bir mesajın reklamda yer alan diyetisyenler aracılığıyla verilmesinin halk sağlığı açısından ciddi riskler oluşturması olasılığının yüksek olduğunu düşünüyoruz.

4) Reklamda yer alan beslenme uzmanı sıfatı kullanan iki diyetisyen ve bir akademisyenin

'Diyetisyenler margarin öneriyor!' şeklinde yanlış bir algılamaya neden olduklarını ve tüm diyetisyenleri artık margarin destekçisi gibi doğru olmayan bir konuma haksız yere düşürdükleri kanısındayız.

5) Margarin reklamında yer alan ikisi diyetisyen diğeri ise aynı camiadan bir akademisyenin, margarinle ilgili sitede verileri sağlayan diğer akademisyenin
tüm diyetisyenleri temsil etmediklerini ve edemeyeceklerini, reklamda ve medyada söylediklerinin, oluşturdukları imajın tüm diyetisyenleri bağlamayacağını, bu kampanyada yer almalarının kendi kişisel iş ve tercihleri olduğunu bildirmeyi bir görev sayıyoruz.

6) Trans yağ azaltma çalışmasının ve yüzde bir oranının altına indirilmesinin margarinle ilgili olumlu bir gelişme olduğunu ancak
- Trans yağın tamamen sıfırlandığı gibi bir anlam çıkarılmaması gerektiğini ve henüz tüm margarinlerde özellikle sanayi tipi margarinlerde bu yeni teknolojinin kullanılmadığını - Kalp damar hastalıkları riski oluşturma olasılığı olan aterojenik doymuş yağ asitlerinin margarinde hala var olduğunu - Omega 3 ve Omega 6 yağ asitlerinin hangi cins ve miktarlarda hangi koşul ve durumlarda ne etki yaptığı bilgisiyle margarindeki Omega 3 ve Omega 6 yağ asitlerinin etkisini dikkatlice incelemek gerektiğini - Henüz ortada sadece literatür bilgilerinin olduğunu, margarinde iyileştirme olarak iddia edilen konularda ülkemizle ilgili klinik çalışma ve verilerin henüz olmadığının dikkate alınmasını görüşlerimiz olarak paylaşıyoruz.

7) Biz diyetisyenler bir ürünü çok özel koşullar dışında yasaklamadığımız gibi hiçbir gıdayı da gerektiğinden fazla tüketmeyi hiçbir zaman önermiyoruz. Sağlıklı ürünleri öne çıkarmaya çalışıyoruz. Halk sağlığı açısından baktığımızda günlük enerji gereksiniminin sağlanmasında; yağların oranının yüzde 30 – 35'i geçmemesi, yağ kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve doymuş yağlarla margarinin % 8'den, tekli doymamış yağ içeren yağların % 17'den, çoklu doymamış yağ içeren yağların ise % 10'dan fazla tüketilmemesi gerekiyor. Bu noktadan hareketle margarin hakkındaki görüşlerimizin değişmediğini ve margarin tüketimine ihtiyatla yaklaşılması gerektiğini vurguluyoruz.
Bu görüşlerimizi diyetisyenler olarak paylaşmayı sorumluluk olarak kabul ediyoruz.

Aslı Gubari (Levent), Asude Elçi Karnap, Ayça Peker, Aydan Ercan, Aydan Lodos Altıngök, Aykut Büyükekmekçi, Ayse Altın, Aysen Arıcan, Ayşe Acar, Ayşe Gül Bağcı, Ayşenur Aksungur, Ayşenur Rünyan, Barış Öztürk, Betül Evrensel, Beyhan E. Kadıoğlu, Burcu Cömert, Can Ergün, Cemile Çakmakçı, Çiğdem Çimen, Deniz Ersan, Deniz Şafak Akçayoğlu, Dilek Sezen, Duygu Candemir Gölgeyen, Duygu Yazar, Ebru Zeyrek, Ece Nurveren Yeler, Elif Temuçin, Elif Özer Akyıldızlar, Emel Tosun, Erkan Erdal, Esra Aran, Esra Kocamış, Ezgi Sakar, Fatma Gül Yılmaz, Feryal Toplu, Feyhan Ulukan, Filiz Özcan, Gamze Ganiyusufoğlu, Gamze Kaçar, Gamze Urcu Fidancı, Göksu Kepçeli, Gönül Atmacalı, Gülen Akboyar, Gülseren Kaya Gündüz, Gülşah Altunkeser, Güneş Akyıl Aynacı, H.İbrahim Koç, Halide Gör, Halil Çorlu, Hamide Uzun Ataman, Hayriye Manav, Hülya Uzar, İbrahim Kalkışım, İlkay Aydın, İlknur Toraman, İpek Ağaca, İrem Kaya, Kadir Ali Tuncer, Lale Özbek, M.Elif Yavuz, Mehtap Tosun Zaman, Melis Baban, Meltem Üney, Merve Özdilek, Merve Tığlı, Mihriban Yüksel Korkmaz, Muhammed Yılmaz, Murat Urhan, Müge Özyurt, Mürşide Başer Özener, Nazan Eşgin, Nesil Gören, Nesli Arpacı, Nesrin Artan, Nesrin Özmen, Nezahat Peker, Nilgün Seremet, Nilhan Orman, Nuray Çelebi, Nurhan Yalman, Olgu Azizoğlu, Özlem Uzcan Duran, Öznur Yıldız, Pınar Akkuzu, Sebahat Şahan, Seda Bahtiyar Tatay, Sedef Ünalp, Selma Önelge Gür, Semra Eroğlu, Serap Güneş, Seven Aktaş, Seyhan Çan, Sezen Kovalı Ballı, Sibel Kopuz, Şöhret Ercen, Şükran Alpargın, Tuba Erkal, Tuba Üstel, Ülker Erman, Ümit Akat, Ümit Hışır, Yasemin Toka, Yekbu Köseoğlu, Yeşim Cerrahoğlu, Zerrin Aydın, Zeynep Funda Korkmazgil, Zeynep Serinsöz, Zeynep Tatar, Zuhal (Tulum) Kaya, Zühre Alagöz Parry

19 Haziran 2009 Cuma

Az Masraflı Güzellik

0 yorum


Ojelerin çabuk mu kuruyor?
Ojelerin çok çabuk kuruyor, kullanılmaz bir hale geliyorsa, ojenin iç kısmına birkaç damla aseton damlat, eskisi gibi sürmeye devam et!




Hem göz hem de kaş kalemine gerek yok ki
Hem göz kalemi hem de kaş kalemi alarak masraf etmene hiç gerek yok. Kaş rengine göre alacağın koyu kahve rengi ya da siyah kalemi, iki bölge için de kullanabilirsin.


Sivilcenin çaresi belli
Şu baş belası sivilcilerin çaresi, öyle düşündüğün gibi pahalı ilaçlar kullanmaktan geçmiyor. Ame eğer öyle diye iddia etmekte ısrarlıysan da, pahalı ürünlerin içeriğindeki maddelere bakarak, aynen bu maddelerin bulunduğu daha uygun fiyatlı ürünleri alabilir, gönül rahatlığı ile sivilcelerinle hesaplaşabilirsin.


Yeni ruj için eskileri kullan
Eskiyen rujlarını sakın atma. Çünkü onları yeni bir tane elde etmek için kullanabilirsin. Bitmiş gibi görünen rujunun tüpün içinde kalmış bölümünü, fırça yardımıyla vazelin ile karıştırarak parlak bir ruj elde edebilirsin.



Maskaranın kökünü mü kuruttun?
Hemen yeni bir tane edinmek yerine, ağzını sıkıca kapattığın maskaranı birkaç dakikalığına kaynar suyun içine koy. bu işlem, maskaranın içinin yumuşamasına ve senin de kurumuş olan maskaradan faydalanmana yardımcı olacaktır.





Bayılarak sürdüğün krem allığın bitti mi?
O halde bir süreliğine pembe ya da şeftali tonlarındaki rujlardan yararlanmayı dene. İhtiyacın olduğunda yanaklarına hafifçe sür ve güzelce dağıt. İnan, kimse farkı fark etmeyecek.








(kaynak:makyajtekniklerimiz.blogcu.com)

Evde Bol Köpüklü Buzlu Kahve

5 yorum



Önce kaynamış suya 2 paket granül kahve koyup şekerini de kendi damak zevkinize göre ekliyorsunuz ve soğumaya bırakıyorsunuz. Yeterince soğuyunca buzluktan buzları çıkarıp rondoya koyuyorsunuz.Üzerine de soğumuş kahveyi.Rondoyu çalıştırıp buzların parçalanmasını ve kahvenin devasa köpükler oluşturmasını izliyorsunuz :) sonra da üzerini istediğiniz gibi süsleyip afiyetle içiyorsunuz... içine değişik aromalar karıştırarak da deneyebilirsiniz. Ben evde karıştıracak birşey bulamadığım için sade yaptım.

Saç Bantları Geri Döndü

2 yorum
Geri dönüş olayını ilk başlatan gossip girl.Her bölümde çeşit çeşit renk renk bantlar takıyor. Acaba saçı peruk da, o düşmesin diye mi bantsız çıkmıyor :) ama yakışıyor da.

Ünlüler de bant olayına fena sarmışlar. Fakat şu mor ponponlar da nedir :) Bunlardan en iyisi Victoria'nınki bence. Eva Longoria'dan da daha şık bişey beklerdim valla. Biraz gündelikçi tarzı olmuş hiç tutmadım

17 Haziran 2009 Çarşamba

İp Atlamanın Faydaları

4 yorum
Oturduğumuz çevrede çıkıp bi yürüyüş yapacak park bahçe olmadığı için evde yapılabilecek birşey düşündüm ve en iyisi ip atlamak gibi geldi. İpimi aldım atlamaya başladım. Artık daha hızlı kalori yakabileceğim :) İp atlamanın faydalarına da şöyle bir göz atalım olmuşken.
İp Atlama
* Bu kardiyo egzersizi ile saatte 600 ila 1200 kalori yakabilmek mümkündür.
* İp atlamak komple bir vücut çalışmasıdır.
Hızınızı ve eforunuzu çok rahat ayarlayabileceğiniz bir egzersizdir.
* İp atlama sizi daha iyi bir sporcu yapabilir.
* El ayak koordinasyonunu sağlar ve beyninizin iki yarısını da eş zamanlı çalıştırır.
* Kaslarınızın beyin ile iletişimini hızlandırarak verdiğiniz tepki süresini kısaltabilir.
* İp atlayarak bacakları sıkılaştırıp, kalçanızı dikleştirebilirsiniz.
* Selülit ile baş etmenin uygun yollarından birisidir.
* Lenf sistemini çok iyi çalıştırır.
* Zihninizi dinginleştirmek için birebirdir. Stres attırır.
* Varisleri ve örümcek ağı damarları giderebilir, ip atlamak.

Dikkat:

—Siyatik ve bel ağrısı olan kişiler ip atlamamalıdırlar, bu omurganızın disklerine daha çok stres yükleyebilir.

—Yüksek tansiyonu olan kişiler ip atlamamalıdırlar. İp atlarken kolların aşağı yöndeki hareketi, kan basıncını daha da arttırabilir.

(Milli sporcu Kaan Berberoğlu)

Burçin'in Çorbası

0 yorum



Öncelikle şunu söyleyeyim çorbanın tarifi hiçbiryerden alıntı değildir. Kendim yaptım. Uydurdum oldu yani :) Sürekli aynı çorbaları yapmaktan sıkılınca yeni birşey denemek istedim evdekilerden azar azar karıştırdım ve fena da olmadı ben sevdim.





Malzemeler:
2 orta boy patates
2 orta boy domates
1 kuru soğan
2 yemek kaşığı ince bulgur
2 yemek kaşığı sıvı yağ
1 tatlı kaşığı un
1 tavuksuyu tablet
tuz
karabiber
nane
su

Yapılışı:
Soğan, patatesler ve domatesleri soyup rondoda çektim. Tenceyere yağı koyup çektiğim karışımı kısa bir süre pişirdim. Yıkanmış bulguru ve tavuksuyu tableti de ekleyip göz kararı suyu koydum ve kaynamaya bıraktım. Piştiğine karar verdikten sonra da tuzu ve baharatları ekledim. Sonra da tadına baktım :) Tadına baktıktan sonra da 1 kase doldurdum bitirdiiimm :)

16 Haziran 2009 Salı

Starbucks da mı Blogumu İzliyor ? ? ?

6 yorum


Günlerdir burda yeşil çay yeşil çay diyip duruyoruz. Hatta birinde dedim ki keşke artık starbuckslarda da karton bardaklarda yeşil çay satılsa! vee bakın starbucksta ne çıkmış???
Ne zamandan beri var bilmiyorum tabii :) En son bol kremalı mochaccino isteyip de sıcak süt içtiğimden beri gitmiyorum starbucksa.
Yanda resmi olan frappuccino. Yeşil çay karıştırmışlar. Ama sadece yeşil çay içmek isterseniz o da varmış. Tazo çay. Sonra internette bi bakayım dedim tazo çay da neymiş? Çok güzel bir internet sitesi yapmışlar sanki ekrandan buharlar çıkıyor, kalkıp hemen bir çay koyup içesim geldi :) (www.tazo.com)
Yalnız starbucks mı olayı abartmış yoksa yazanlar mı yanlış yazmış bilmiyorum ama bir tazo çayın 24 TL olduğuna dair iddialar var :) Bence en sağlıklı çay evde içilen çaydır diyor kaynayan suya bir poşet sallamaya gidiyorum :)

15 Haziran 2009 Pazartesi

Kilo Vermeyi Kolaylaştıran 6 Besin Daha!

4 yorum
Haydi kızlar inceliyoruuuz :)) aşağıda yine süper bilgiler var. Milliyet Cafe'de diyetisyen Dilara Koçak yazmış. Kendisine teşekkür ederiz.

Araştırmacılara göre, midenizi fazla kalori yüklemesi yapmadan dolduracak 2 grup var; meyveler ve sebzeler. Örneğin; 2 kupa haşlanmış brokoli 87 kaloriyken, yine 2 kupa dilimlenmiş çilek 99 kalori.Meyve ve sebzelerin süper besinler olduğunu düşünürsek, lifi de süper besin öğesi olarak tanımlayabiliriz. Çünkü meyve sebzeler yaklaşık olarak 2 kupasında 5 - 9 gram lif içerir.Protein de başka bir süper besin öğesidir, çünkü iştahı kısıtlar. Daha uzun süre tok hissetmenizi sağlar. Proteinden zengin ancak kalorisi düşük olan tercihler yapmak, özellikle kilo vermeye çalışırken, açlığı azaltır (az yağlı süt veya yoğurt bunun için en iyi seçimdir). Proteinler metabolizmayı hızlandırmaya yardımcı olur. Fakat ihtiyacınızdan fazla protein tüketimi de kilo vermenize değil, almanıza sebep olacaktır.


1. Yeşil çay: Büyük boy bardak buzlu yeşil çay veya bir büyük bardak sıcak yeşil çay içmek farklılığı başlatabilir. Yapılan son çalışmalarda gönüllü olarak 3 ay boyunca her gün bir şişe yeşil çay içenler, diğer gruba oranla daha fazla yağ kaybetmiştir. Araştırmacılara göre yeşil çayın içinde bulunan kateşinler (yararlı bir fitokimyasal) kalori yakımını sağlayıp, kilo kaybını artırmıştır.



2. Çorba: (et veya balık suyuna bol domatesli çorba)Ana yemeğe başlamadan önce içilen et veya balık suyuna bol domatesli çorba kişiye doygunluk hissi verir. Böylece kişi ana yemeğe geçişte kendisini tok hissettiği için daha az kalori alma eğiliminde olur. Düşük kalorili çorbalar açlığı bastırmakta çok işe yarar.








3. Yeşil salata: Düşük kalorili salatalar ana yemek öncesi kendinizi doymuş hissettirecek bir başka iyi seçenektir. Yapılan bir araştırmaya göre yemekle birlikte yenen düşük kalorili küçük salata, öğünde alınan toplam kaloriyi yüzde 7, büyük bir salata ise yüzde 12 azaltabiliyor. Ancak araştırmanın sonuçları yüksek kalorili salatalar için tersinin doğru olduğu ortaya koydu. Öğün sırasında yenen yüksek kalorili küçük bir salata alınan kaloriyi yüzde 8 artırırken, büyük bir salata yüzde 17 artırıyor. “Sağlıklı bir salata nasıl hazırlayabilirim” diye düşünüyorsanız; taze ıspanak yaprakları (2 bardak dolusu), 1 orta boy salatalık, 1 orta boy domates ve 1 /4 bardak rendelenmiş havuçla yaklaşık 70 kalorilik, 5,5 gram lif içeren sağlıklı bir salata hazırlayabilirsiniz.





4. Yoğurt: Yağsız yoğurdun içindeki kalsiyumun zayıflatıcı etkisi olduğu çeşitli çalışmalarla ortaya konmuştur. Bir çalışmaya göre günde 3 porsiyon yüksek kalsiyumlu ve yağsız yoğurt tüketen obez bireyler, düşük kalsiyum ve yağlı yoğurt tüketen obezlere göre yüzde 22 daha fazla kilo ve yüzde 61 daha fazla vücut yağı kaybetmiştir. Burada en etkileyici sonuç ise yüksek kalsiyumlu, yağsız yoğurt yiyenlerin yüzde 81 daha fazla trunkal (karın bölgesindeki) yağ kaybetmeleridir. Yoğurt hem karbonhidrat hem de proteini bir arada bulundurduğu için kan şekeri regülasyonunda ve açlık kontrolünde etkili olmaktadır.







5. Kuru baklagiller: Kuru baklagiller içeriğindeki lifler dolayısıyla kendinizi tok hissetmenizi daha çabuk sağlar. 1,5 bardak barbunya yaklaşık 8 gram lif, 7 gram protein ve yaklaşık 110 kalori içerir. Baklagilleri yemek olarak tüketebileceğiniz gibi haşlayıp, salata ve çorbalarınızın içine de ekleyebilirsiniz.










6. Su: Suyun süper besin olarak kabul edilmesinin en önemli nedeni “0” kalori olmasıdır. Eğer yüksek kalori içeren içeceklerden tüketirseniz bunu dengeleyebilmek için daha az yemek zorunda kalırsınız. Araştırmalar gösteriyor ki karbonhidratları içmektense yemek daha iyidir. Su, tüm vücut fonksiyonları için önem taşır ve günün her saatinde tüketilebilir. Suyunuzu sade olarak içmekten hoşlanmı-yorsanız, içinde taze meyve dilimleri bekleterek tüketebilirsiniz.











12 Haziran 2009 Cuma

Panjur Gözlük

11 yorum
Kullandığım güneş gözlüğünden çok sıkıldım biraz internetten modellere bakayım dedim. Birkaç şey beğendim ama gördüklerim içinde en bombasını şimdi sizinle paylaşacağım. Panjur gözlük! :)

Bununla insan önünü nasıl görür ben anlamadım ama Paris Hilton ve Kanye West çoktan kullanmaya başlamış bile.








Los Angeles’ta plak şirketi pazarlama uzmanı olarak çalışan Todd Wilkerson tarafından tasarlanan gözlükler, bir anda fenomen olmuşşş. Eğer siz de bu enteresan gözlüklerden bir tane edinmek isterseniz şurdan sipariş edebilirsiniz :
Ama ben kargo beklemek istemiyorum derseniz Beşiktaş'taki cumartesi pazarında da var :)
Beyonce da panjur gözlüklere karşın kendince bi moda akımı yaratmak istemiş. Ama bence panjurdan da saçma bi gözlük olmuş. Yani özellikle önünü görmemek için tasarlanmış gibi :)
En iyisi bunlar böyle abidik gubidik şeyler takadursun ben gene gözlük gibi bi gözlük alayım kendime.

11 Haziran 2009 Perşembe

Kilo Vermeye Yardımcı Bitkiler

5 yorum
İşte diyet yaparken kilo vermenize yardımcı olabilecek, yemeklerinizin içine ekleyebileceğiniz ya da demleyerek içebileceğiniz bitkiler...

Maydonoz: İdrar yollarının sağlıklı çalışması için faydalıdır. Mideyi ferahlatır ve kilo vermenize yardımcı olur. Taze ya da demleyerek içebilirsiniz.

Keten Tohumu: Dolaşım ve sindirim sistemini güçlendiren keten tohumu aynı zamanda tokluk hissi de verir. Yoğurt veya salataların üzerine dökerek tüketebilirsiniz.

Yeşil Çay: Diyet listelerinin vazgeçilmez içeceği yeşil çay, yağ yakma hızını artırır. Zindelik verir.
Arnavut Biberi: Dolaşım ve sindirim sistemini düzenler. Yağ yakıcı özelliği vardır. Tarçın: Yağ yakmaya yardımcı ve enerji veren bitkidir.

9 Haziran 2009 Salı

5 Kiloluk Nutella!!!

18 yorum

Biliyorum şimdi o kadar diyetten bahsettik bu ne perhiz bu ne lahana turşusu di mi? Ama yemin ediyorum yemedim uzun bir süre de yemeyeceğim. İnternette gezinirken bir sayfada rastladım buna (http://www.burakilem.com/). İnanamadım bilgisayarın dibine kadar girip tekrar tekrar baktım :) ve burada da paylaşmak istedim. Paylaşayım ki çevremdekiler koşa koşa gidip alsın bayılana kadar yesin ve herkes benden şişko olsun :))
Gerçekten şaka değil!! Nutella'nın 5 kg'lık kavanozları çıkmış. Gerçi ona artık kavanoz denir mi bilmiyorum. metro cash&carry'lerde bulunuyormuş. Yakından görmeyi çok isterim :) ama bu aralar değil. diyetim bi bitsin de ondan sonra.
Alınca neler yapabileceğimi düşünüyorum... nutella çorbası, nutella kızartması, nutella salatası....
(Sonra gene bi 3-5 ay diyet) :)

7 Haziran 2009 Pazar

Gladyatör Sandalet

8 yorum
Gladyatör sandalet modası bu yaz da devam ediyor.Kate Olsen kardeşler ve Sienna Miller 2007 yaz sezonunda gladyatör sandalet giyen ünlülerin başında geliyorlar. Herhalde bu yaz da giymeye devam ederler. Çünkü tüm ayakkabı mağazaları bu modellerde şimdiden doldu bile. Hatta ben de bir tane beğendim. Ayaklarımı beğenmememe rağmen bunlar o kadar rahat ve şık görünüyor ki :) Bu resimdeki model inci'nin. Hemen kapmayın ben alacağım! Herkeste aynısından olmasın lütfen :)





4 Haziran 2009 Perşembe

Yeni Moda "Boyfriend Jean"!

4 yorum
Geçen pazar alışverişe gidip de sonra diyete girdiğimizi burda zaten yazmıştım :) Diyetin başlangıç noktası benim birkaç mağazada kot pantolon denemem ve acı gerçekle karşılaşmam olmuştu. Ama o akşam eve gelip de eşimin kotunu denediğimi henüz kimseye söylememiştik :)) Az önce internette gezinirken ne göreyim??? Meğer erkek kotu giymek moda olmuş bile!Adına da "boyfriend jean" demişler bu modanın.
Modayı başlatan Katie Holmes olmuş.Tom Cruise'un pantolonunu giyip çıkmış sokağa. Valla eğer olsaydı ben de giyecektim ama çok büyük geldi :) Tom'un pantolonu da Katie'e olduğuna göre Tom bayağı çelimsiz olmalı.Neyse artık gönül rahatlığıyla çıkıp erkek reyonlarından kot bakabilirim. Garip garip bakarlarsa da "aa sizin de modadan hiç haberiniz yok galiba" der bi de üste çıkarım :D oooh be!

3 Haziran 2009 Çarşamba

Yeni Trend Fish Fingers ve Balığın Faydaları

4 yorum

Balık iyi güzel hoş da birincisi balığın tazesinden iyisinden anlamam. İkincisi alsam hayatta hayvanın iç organlarına elimi sürüp de temizleyemem :) (balık diyince babamı anmadan geçemem.Sabahın 5inde limana gidip 1 kasa balık alır ve üşenmeden hepsini temizler.Bir kısmını eşe dosta dağıtıp kalanını afiyetle yer.Peki sağlığı nasıl derseniz zımba gibi fişşek gibi maşşallah :) lütfen tahtaya vuralım)Neyse konumuza dönecek olursak bu dondurulmuş balıklar tam da benim gibiler için. Hem de fish fingers diye birşey çıkardılar ya nerdeyse balık olduğunu bile anlamadan balık yiyorsunuz. Bir de ızgarada yaparsanız daha da sağlıklı. Ben şahsen bayılıyorum. Ve herkese şiddetle tavsiye ediyorum.
İyi ama ben balıktan nefret ederim diyenlerdenseniz şunlara bir göz atın derim:

Balık, kolay sindirilebilir protein, doymamış yağ asitleri, iyot ve selenyum kaynağı olması nedeniyle beslenmede büyük öneme sahip.Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde görev yapan Doç. Dr. Fatma Arık Çolakoğlu, yüksek oranda doymamış yağ asitleri, düşük oranda kolesterol, çok miktarda potasyum, az miktarda sodyum içeriğinin balık etinin değerini artırdığını söylüyor.Omega 6 yağ asidinin öneminin önceden beri bilindiğini belirten Çolakoğlu, Omega 3 yağ asidinin insan sağlığına olumlu etkilerinin ise son yıllarda anlaşıldığını açıklıyor.Omega 3 yağ asidi balık ve su ürünlerinde, Omega 6 yağ asidi ise özellikle uskumru ve sardalya balıklarında yüksek oranda bulunuyor.
Bu yağ asitleri kalp damar sağlığı, beyin ve hücre gelişimi, bebek ve çocukların sağlıklı büyümesi ile hamile ve emziren kadınlarda olumlu etki yaratıyor. Çolakoğlu, "Yetişkin insanda bu yağ asitlerinin belli dozlarda periyodik olarak alınması özellikle yaşlılarda, dolaşım bozukluğu ve kalp damar hastalıklarının tedavisinde veya kısmen iyileştirmede etkili olmaktadır. Omega 3 yağ asitleri kan basıncını düşürmekte ve damar içindeki lipoprotein yoğunluk miktarını azaltıp, kan damarındaki daralmaları önlemektedir" diyor.
Ve haftada en az 2 kez balık yenmesi öneriliyor.
Yaşasın fish fingers!!! :D
(kaynak:internet haber)

2 Haziran 2009 Salı

Diyet Kabak Yemeği

3 yorum

Diyette ikinci günümüz. Akşama ne yesek ne yesek diye düşünürken bi yemek uydurdum :) Ama fena olmadı. Aslında ilham kaynağım yemekname dergisinin haziran sayısı. Kabak borani diye bir yemek vardı ama onlar haşlamıştı sebzeleri. Ben haşlamanın tadının daha yavan olacağını düşündüğüm için şöyle yaptım:

Tavaya 1 yemek kaşığı sıvı yağ koyup incecik doğranmış 1 soğan ve 1 biberi ekledim.Kızgın yağda çok az çevirdikten sonra sebze soyacağıyla ince dilimler halinde doğranmış 1 kabak ve 2 havucu ekledim. yarım çay bardağı kadar su ekleyip pişmeye bıraktım. üzerine de bir kapak kapadım buharıyla pişsin diye. Piştikten sonra biraz kekik ve nane ekledim. Üzerinde de domates sosu yaptım. 2 domatesi rendeleyip tavada biraz pişirdim suyunu çekene kadar. Yerken üzerine dökünce daha güzel oldu. Eşim de beğenince tamam dedim bloguma ekleyebilirim :)


1 Haziran 2009 Pazartesi

Uluslararası Türkçe Olimpiyatları

7 yorum
7.Uluslararası Türkçe Olimpiyatları başladı.
Olimpiyatlar 27 Mayıs 2009 Çarşamba günü Kızılcahamam, Asya Fin Termal Tatil Köyüne giriş ile başladı. 10 Haziran 2009 Çarşamba günü Veda Töreni ile bitiyor.
Güzel Türkçemizi dünyada hak ettiği konuma getirmek, dilimizin daha yaygın bir şekilde kullanılmasını sağlamak ve Türkçeyi en iyi öğrenenleri ödüllendirmek amacıyla 2003 yılından beri Uluslararası Türkçe Olimpiyatları düzenlenmekte.Ve en güzel yanı yurtdışında Türkçe'ye karşı büyük bir ilgi ve heyecan uyandırması.
Olimpiyatların tanıtım filmini http://basinodasi.turkceolimpiyatlari.org/ adresinden izleyebilirsiniz. Çok keyifli.
Ben bu sabah show tv'de bir programa katılan çocukları izledim. Hani bizde hep küçük çocukların İngilizce şarkı söylemesi çok eğlenceli gelir ya, bu Türkçe şarkı söyleyen çocukları görmeniz lazım mutlaka. İnsan hem gururlanıyor hem mutlu oluyor. Amerikalı iki çocuk da Ankara havası oynadılar çok iyiydi :) söylemeseler kimse çocuğun adının Christopher olduğuna inanmaz :) Kırgızlı çocuklar da kolbastı yaptı :D En çok hoşuma gidense Teksaslı Junelyn'in okuduğu "Bayrak" şiiri oldu. O kadar içten okudu ki bazılarının dinleyip utanması gerek....

etiketler

kopyalamadan önce düşünün!

Page copy protected against web site content infringement by Copyscape
 

Burçin'in Dünyası Copyright 2008 Fashionholic Designed by Ipiet Templates Supported by Tadpole's Notez